Doğal Olarak Sağlıklı Nesiller…
Zayıflamanın Yolları olarak etiketli yazılar
Sağlıklı Bitkisel Zayıflama
27 May
diyet“target=”_top”rel=”external”title=”Sağlık, Doğal Sağlık” >Sağlıklı zayıflama nedir? Sağlıklı zayıflama açık açık konuşalım diyetsiz bir
zayıflamadır. Her hangi bir diyet, zayıflatan bir diyet olsa, en iyi bir diyet
olsa vücudumuz için bir stres ve şoktur.
En iyi zayıflama yolu sağlıklı zayıflamadır. Sağlıklı zayıflama göründüğü gibi
değil, sağlıklı zayıflama aslında çok kolay. Çünkü sağlıklı zayıflamada
zayıflatan yiyecekler ve zayıflama çayı içeceksiniz. Lahana gibi yemekler, mate
çayı gibi içecekler tamamen doğal zayıflama sağlıyor. Bu zaman alır, ama her
zaman iyi bir sonuca ulaştırır.
Diyeti bıraktıktan sonra gerçekten zayıflayacaksınız. Ama diyeti bıraktığınız
zaman kilo geri alma şansı çok yüksek. Sağlıklı zayıflamadan sonra, eğer
yiyeceklerde dikkat ederseniz, geri kilo alma şansınız yok.
Sağlık ve zayıflama yan yanadır. Çünkü şişmanlık, obezite gibi sorunu getirir.
Sağlıklı kalmak için mecbur zayıflamalısınız. Tabi ki kilo fazlalığı varsa. Kilo
verince sizde hissedeceksiniz: nefes rahat alacaksınız, daha güçlü olacaksınız,
daha az yorulacaksınız.
Sağlıklı zayıflama yolları ve yöntemleri vardır, ve tecrübeye göre, sağlıklı
zayıflamak için 3 ay yeter. 3 ayda 10 kilo garantili vereceksiniz. Lütfen
kilolardan kurtulalım diyet kilo vermek uğruna sağlığımızdan ödün vermeyin.
sağlığımızdan önemli hiç bir şey yok
Zayıflama Yöntemleri
27 May
Yaz aylarının kabusa dönüşmemesi için kilo verme zamanı geldi de geçiyor
bile. Ancak bahsettiğimiz şok diyetlerle değil, dikkatli olun!
Malum; kıyafetler özgürleşecek, fazlalıklar paltoların ardına saklanamayacak,
kilolar gitmediği taktirde deniz keyfi bir “sendrom”a dönüşecek…
Hareketsizlik, stres, fast-food ve atıştırma alışkanlığı, uykusuzluk ya da fazla
uyuma, yağlı yiyecekler… Ve maalesef kaçınılmaz bir gerçek bir gerçek;
şişmanlık..
Tüm dünyada gittikçe grafiğini yükselten obezite artık bir hastalık konumunda.
Her beş kişiden birinde mutlaka görülen bu durum, sağlığı bir hayli tehdit
ediyor. Fiziksel aktivitede azalma, beslenme alışkanlıkları, yaş, cinsiyet
(kadın), ırksal faktörler, eğitim düzeyi, evlilik, doğum sayısı, sigarayı
bırakma ve alkol risk faktörleri arasında.
Dengesiz ya da fazla beslenme beraberinde kalp, tansiyon, damar tıkanıklığı,
kolesterol ve şeker gibi birçok hastalığa davetiye çıkarıyor.
Kışın alınan kilolar, yaz mevsiminin yaklaşmasıyla birlikte bir anda verilmek
isteniyor ve çare şok diyetlerde bulunuyor. “1 haftada 5 kilo vermek” gibi bir
mucize olarak görülen kısa süreli diyetler, sağlık açısından ciddi sorunları da
beraberinde getiriyor. Sindirim ve sinir sistemi bozuklukları, kansızlık,
yorgunluk, halsizlik, baş dönmeleri, bulantı ve kusma bunlardan sadece bir kaçı…
Bilinçsiz beslenme, yetersiz besin öğeleri metabolizmayı bir anda çökertiyor.
Kilo kayıpları yağ yerine su ve kastan oluyor. Metabolizmanın yavaşlaması,
verilen kiloların ve hatta daha fazlasının belli bir süre sonra hızla alınmasına
neden oluyor.
UZMANLARDAN TAVSİYELER….
Zayıflamak isteyen bir kişi öncelikle beynini bu koşula hazırlamalı, bir uzmana
başvurmalı ve hedef belirlemelidir. Az, sık ve öz yemelidir. Uzun vadeli
diyetler uygulamalıdır. Kilo almanın temelinde yatan atıştırma ve hareketsizlik
gibi alışkanlıklarından vazgeçmelidir. Günlük alınan kalori miktarından 500-1000
kalorilik kısmının az alınması haftada ortalama 1 kilo verilmesini sağlar ve
doğru olan da bu ölçüdür. İstenilen kiloya ulaştıktan sonra mutlaka koruma
programına geçilmelidir.
“İDEAL KİLO VERME”NİN SIRLARI…
- Yaş, kilo, boy, fiziksel aktivite düzeyi ve vücut analizinize göre uygun bir
beslenme programı takip edin.
- Açlık hissettiğinizde bisküvi, kek, börek vb. gıdaların yerine önce bir bardak
su içmek ve meyve, kepekli kraker, yoğurt, beyaz peynir, kuru erik, 3-4 adet
ceviz gibi hafif ve sindirimi kolay yiyecekler atıştırın.
- 3 ara öğün ve 3 ana öğün yemeyi alışkanlık edinin ve asla aç kalmayın.
- Günde ortalama 45 dakika yürüyüş yapın.
- Günde 8-10 bardak su için.
- Kan şekerini hızla yükseltip düşürmeyen, tokluk hissi veren, kepekli ve lifli
yiyecekleri tercih edin. Üç beyazı (şeker-un-tuz) listenizden çıkartın.
- Kızartmayı sofranızdan uzaklaştırın, onun yerine ızgara, haşlama ve buğulama
türüne yer verin.
- Uyku düzeninizi dengede tutun. Çok uyku kadar uykusuzluk da kilo aldırır,
çünkü az uyku sinir sisteminin dengesini bozar, stres yaratır ve bu da paralel
olarak atıştırma eğilimlerini arttırır.
- Reçeli kendi öz şekeriyle yapın.
- Alkol alımını azaltın.
- Sigara, kahve ve kafeinli içecekler kan şekerini düşürerek şekerli gıdalara
saldırmaya neden olduğu için bunlardan uzak durun.
- Hazır gıdalar ve asitli içecekleri hayatınızdan çıkarın.
- Zayıflama ilaçlarından kaçının. Çünkü bitkisel zayıflama ilaçları; vücutta B1
vitamini (thiamin) eksikliğine yol açıyor, karbonhidrat metabolizmasını
etkiliyor, istem dışı göz kayması, yürümede dengesizlik ve sinirlilik gibi sinir
sistemi bozuklukları yaratır.
- Tartılmayı alışkanlık haline getirin ve eğer mümkünse yediklerinizi not edin.
- Kırmızı et tüketimini en aza indirin, onun yerine belirli ölçülerde tavuk ve
balık tüketin.
- Yiyecekleri çok çiğneyin, porsiyonları azaltın, sofradan tıka basa tok olarak
kalkmayın.
- Meyve ve tatlıyı yemekten yarım saat sonra yemeyi tercih edin.
- Sofranızda “Omega 3″ ve “Omega 6″ya yer verin. Omega 3; ceviz, fındık, soya
fasulyesi, lahana, ıspanak, brokoli, marul, kanola bitkisi, soğuk su balıkları,
balık yağı ve Omega 6 da ayçiçeği, mısır, soya ve tahıl ürünlerinde bulunur.
- Eğer kabızlık sorunu ile karşı karşıyaysanız; bol sebze ve salata yiyin, spor
yapın ve bol su için.
- Ekmek sepetini sofranızda bulundurmayın ve asla televizyon karşısında yemek
yemeyin.
- Katı yağ yerine sıvı yağ kullanın ve et yemeklerine yağ katmayın.
- Mutlaka bir endokrinoloji uzmanına başvurun. Çünkü hormon bozukluğu da hızlı
kilo alma ve gayret gösterilse de kilo verememe gibi sorunlar yaratır.
O yüzden aşağıdaki hormon değerlerini kontrol ettirin.
Tiroit hormonu: Tiroit bezi T4 ve T3 adlı iki tip hormon salgılar. Tiroit
hormonu azlığı metabolizmayı yavaşlatarak daha fazla kilo verilmesini önler.
İnsülin hormonu: Bu hormon kanda çok yüksekse kan şekeri düşer. Bu da şekerli
gıdaları daha çok tükemeye neden olur.
Ghrelin hormonu: Mideden salgılanan bu hormon, kilo vermeye başladıkça kanda
artmaya başlar ve kişiyi yemek yemeye yöneltir.
Oreksin: Beyinden salgılanan bu hormon da zayıfladıkça yemek yemeyi artırır.
Leptin: Yağ dokusundan salgılanan bu hormondaki değişiklikler de kilo vermeyi
önler. Yağ kaybettikçe veya kilo verdikçe kandaki leptin hormonu düşer. Düşük
leptin düzeyleri beyni uyararak yemek yemeyi artırır.
Zayıflatan Bitkiler
22 Oca
İsteyen insanlar ile yapılan testlerin sonuçlarına göre, bu 7 özel bitki bir arada alındığında, kilo vermek isteyenlerin kabusu olan yiyecek ve içeceklerin vücuda vermiş olduğu kalorilerin etkisi inanılmaz ölçüde yavaşlamakta, ayrıca vücut yağlarını düzenleyen sistem de uyarılıp kamçılanmaktadır. Aşağıda bu 7 özel bitki ile ilgili daha geniş açıklamayı bulabilirsiniz.
GÜNEY AFRİKA HOODİA GORDONİİ BİTKİSİ
Eğer şu ana kadar Hoodia Gordonii Bitkisi hakkında hiçbir şey duymadıysanız, hazırlanın.Çünkü bundan sonra oldukça fazla duyacaksınız.
Hoodia Gordonii doğal bir iştah kesicidir. Her ne kadar bu bitki üzerinde son 30 yıldır çalışma yapılmakta olsa da, dünya ile tanıştırılması sadece 2004 yılında başlamıştır. Obeziteye karşı savaşta kullanılan doğal ürünlerin içinde en güçlü olanıdır. Güney Afrika’ da Kalahari Çölü’nde yetişmekte olan kaktüs görüntülü bir bitkidir. Hoodia, bu bitkinin genel adı olmakla birlikte bu isim altında çok fazla çeşidi bulunmakta, ancak sadece GORDONII çeşidi iştahın kesilmesini sağlamakta ve açlığa dur demektedir. Bölge halkı da yıllardır bu bitkiyi çölde ava çıktıklarında bu amaçla kullanmaktadır.
Hoodia Gordonii, salgı yolu ile beyine gönderdiği sinyallerle insana yemek yemiş ya da aç değilmiş etkisini vermektedir. Şu ana kadar yapılmış binlerce deneyde hiçbir yan etkisi saptanmamıştır.
AKSÖĞÜT KABUĞU
Aksöğüt, Avrupa ağırlıklı olmak üzere, Orta ve Güneydoğu Asya , ABD’de yetişmekte olan 20-30 metreye kadar ulaşan aslında ASPİRİN olarak bildiğimiz ağrı kesici ve ateş düşürücünün de çıkış noktası olan bir ağaç türüdür. Aksöğüt kabuğu içerdiği asit türleri sayesinde sindirim sistemini düzenler ve hareketlendirerek, sindirim tembelliğini önler.
PARAGUAY ÇAYI TOHUMU (YERBA MATE)
Yerba Mate Güney Amerika da Brezilya, Paraguay ve Arjantin’in yarı tropikal tepelerinde yetişen bodur bir ağaç türüdür. 12 ay boyunca yaprak dökmeyen bu bitki yerliler tarafından Tanrı’nın Ağacı olarak da anılmakta iken Avrupa’da da Yeşil Altın olarak isimlendirilmiştir. Bunun sebeplerinin başında bitkinin sadece doğal bir enerji kaynağı olması ve vermiş olduğu inanılmaz zindelik gelir. Yerba Mate bitkisi inanılmaz bir şekilde 196 doğal bileşen içermekte ve bunların 144 adedi Yeşil Çayın da içeriğini oluşturmaktadır.
Mountwest Üniversitesi Herbal Bilimler Bölümü Başkanı Dr. Mowrey ve ekibinin yapmış olduğu araştırmalar sonucunda yapılan açıklamanın en can alıcı kısmında şunlar yazmaktadır.
“Yerba Mate(Paraguay Çayı Tohumu) kısaca insana hayatının sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesi için gerekli tüm mineral ve vitaminleri içermektedir”
Yerba Mate’in içerdiklerinin sadece bir kısmı aşağıdaki gibidir: Vitamin A, C, E, B1, B2, B3, B5, B KOMPLEKS, Kalsiyum, Manganez, Demir, Selenyum, Potasyum, Magnezyum, Fosfor,15 farklı amino grup asit. Yerba Mate Illinosis Üniversitesi tarafından yapılan araştırmalar sonucu Yeşil çaydan çok daha etkili bir antioksidan olarak lanse edilmiştir ve birçok kanser çeşidini yavaşlatıcı ve geriye döndürücü özelliği saptanmıştır.
GYMNEMA SYLVESTERE
Güney Hindistan ormanlarında yetişen bir bitkidir. Harvard Üniversitesi ve London King College başta olmak üzere birçok kurum tarafından yapılan araştırmaların net sonucu olarak bu bitki yapraklarının “kan şekerini düzenleyici” özelliği ortaya çıkarılmış ve şu ana kadar tüm dünyada birçok Tip1 ve Tip2 diyabet hastası üzerinde kullanılmış ve son derece olumlu sonuçlar vermiştir.
Bunlara ek olarak Gymnema Sylvestere bitkisi vücuttaki kolesterol miktarını ciddi ölçülerde azaltmaktadır. Bitki yaprakları ağızda bıraktığı tatlımsı özelliği ile kan şekerini normal seviyelere taşıyarak, yemek yeme isteğini frenlemektedir.
YAPRAK DÖKMEYEN KAMBOÇYA YEŞİL AĞACI BİTKİSİ
(GARCİNİA CAMBOGİA)
Güney Hindistan ve Kamboçya’da yetişmekte olan bir ağaca ait meyve türüdür. Önce ABD’de daha sonrada tüm dünya da zayıflama tabletlerinde kullanımının asıl sebebi içerdiği (-)-Hydroxycitric acid (HCA) dir.
HCA yağ enzimlerinin etkisiz hale getirilmesine ayrıca yiyecekler yolu ile alınan karbonhidratın da yağ olarak depolanmasına mani olur. Bunların yanı sıra iştah kesici özelliği de saptanmıştır, insan bünyesine vermiş olduğu hiçbir yan etkiye rastlanmamıştır. 1 gram Kamboçya yeşil ağacı bitkisinin içermiş olduğu HCA’nın yaklaşık 250 gram civarında yağın depolanmasına mani olduğu laboratuar deneyleri ile kesinlikle ispat edilmiştir. Obezitenin en büyük ve güçlü düşmanıdır.
GUARANA
Yaprak dökmeyen bir bitki olana Guarana, ilk olarak Amazon yağmur ormanlarında bulunmuş ve Amazon yerlileri tarafından çerez olarak ve açlığı giderdiği hissedildiği için kullanılmıştır. Guarana bitkisinin etken maddesi olan Guaranin, kafeine eş değer özellikler taşımaktadır, bunun yanı sıra bitki aslında Asya ve Sibirya Ginsengi’nin karışımı olan etkileri de göstermektedir. Bu bitkiler genelde atletlerin yarışlar önceleri ekstra doğal enerji depolamak için kullandığı ürünlerdir.
Guaranin’in kilo kaybı konusundaki faydası, ****bolizmanın çalışmasını hızlandırması ve dışarıdan alınan yağ ve karbonhidratı enerjiye çevirmesi daha doğrusu bu döngüyü hızlandırmasından kaynaklanmaktadır.
YEŞİL ÇAY
Çay “siyah”, “oolong”, “yeşil” ve “beyaz” olarak dört kategoriye ayrılabilir. Hepsi “Camelia Sinensis” adlı bitkinin yapraklarından elde edilir. Çayları farklı kılan üretim aşamasındaki fermantasyondur. Yeşil çay hiç fermente edilmez. Çayın en tazesi ve vücuda siyah çaydan daha faydalı olanıdır.
Yeşil çay içindeki kateşinler sayesinde:
Kanser riskini azaltır.
Yeşil çay yemek borusu kanserini erkeklerde %57, kadınlarda %60 oranında önlemektedir.
Yeşil çay düzenli içilmesi halinde prostat kanseri riskini üçte iki azalmaktadır.
Yeşil çay deri kanserine yol açan ultraviyole ışınların zararından korur.
Tümörü küçültür.
Antioksidandır.
Yeşil çaydaki antioksidan
E vitaminindekinden 20 kez daha kuvvetlidir.
Kolesterolü düşürür.
Tansiyonu ayarlar.
Kan şekerini ayarlar.
Bakterileri öldürür.
Grip virüsünü öldürür.
Ağız kokusunu önler.
Yeşil çay içindeki C vitamini sayesinde:
Stresi azaltır.
Gribi önleyicidir.
Yeşil çay içindeki kafein sayesinde:
Performansı etkiler, yorgunluk ve uyku halini ortadan kaldırır.
İdrar söktürücüdür.
İdrar söktürücü özelliğinden dolayı zayıflama rejimlerinde kullanılıyor.
Yeşil çay içindeki flavonoidler sayesinde:
Kan damarlarını güçlendirir.
Yeşil çay içindeki polisakkaridler sayesinde:
Kan şekerini düşürür.
Yeşil çay içindeki fluorid sayesinde:
Diş çürümesini engeller.
Yeşil çay içindeki E vitamini sayesinde:
Antioksidan olarak rol oynar.
Yaşlanmayı geciktirir.
Yeşil çay içindeki EGCG(Epigallokateşin Gallat) adlı kimyasal madde sayesinde:
Kanser hücrelerinin gelişmesini önlüyor.
Akciğer, mide, bağırsak karaciğer ve deri kanserlerini önleyici etki yapıyor.
Alzheimer’i önleyici
Sigara kullanımının toksik etkisini azaltıyor.
Yeşil çay içen hamile kadınlar sorunsuz bir doğum gerçekleştirebilirken, sakat çocuk dünyaya getirme riski de azalacak.
Yeşil Çay:
Anti enflamatuar, hücre yenileyicidir.
Arterioskleroz riskini azaltır.
Damar sertliğinden koruyor. Kılcal damarları büzerek ödem oluşmasını önlüyor.
Deriyi besler
Kalp ve dolaşım sistemini olumlu etkiler.
Kemik erimesini engelliyor.
Kilo verdirir.
Mide ve bağırsak problemlerini hafifletir.
Migreni geçiriyor.
Sürekli kullanımı, romatizmal hastalıkların tedavisinde fayda sağlar.
Vücuttaki yağların yakılma sürecini hızlandırarak diyetleri destekler.
İstenmeyen yağların %30′unu absorbe eder.
